Bugün

Annem ve Babam Öldükten Sonra

Yayınlanma: 08 Ocak 2026 - 21:25

Sekiz yaşındaydım. Hayatımın en büyük depremini yaşadığımda, mevsimlerden sonbahardı. Annem ve babamın bir trafik kazasında can verdiği haberi evimize bir bo.mba gibi düştüğünde, dünya benim için sadece soğuk ve anlamsız bir boşluktan ibaretti.

Annem ve Babam Öldükten Sonra

Babaannem, İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, iki odalı, rutubet kokulu ama her daim tertemiz bir evde yaşıyordu. Oraya taşındığımızda bana, “Artık burası bizim kalemiz, burada güvendeyiz,” demişti. Yıllar geçtikçe o kalenin ne kadar mütevazı, hatta ne kadar zor şartlar altında ayakta kaldığını gördüm. Babaannem, üzerinde her zaman aynı gri hırkası, ayağında pençeli ayakkabılarıyla, pazarın en son saatinde en ucuz sebzeleri toplayan o yaşlı kadındı. Benim için yaptığı her şeyde bir “yokluk” ama aynı zamanda muazzam bir “varlık” hissi vardı. Krepleri her zaman sıcaktı, çayı her zaman demliydi ama kendi boğazından bir lokma geçtiğini nadiren görürdüm.
On beş yaşıma geldiğimde, içimdeki ergenlik sancıları mahalledeki diğer çocukların hayatlarına duyduğum özlemle birleşmişti. Okul çıkışlarında arkadaşlarımın lüks arabalarla alınmasını izler, sonra kendi eski ve yamalı montumla yağmurda yürürken babaanneme öfke dolardım. Bir gün dayanamayıp ona bağırmıştım: “Neden bu kadar cimrisin? Babamların hiç mi bir şeyi kalmadı? Neden biz hep bu döküntü evde, bu yoksullukla yaşıyoruz?”

Hikayenin  devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz.
Devamı diğer sayfadadır.

1 / 2